İş’te Mutlu muyum?

İş’te Mutlu muyum?

Hayat belli bir deseni takip ederek ilerliyor: Okul hayatı, üniversite, mezuniyet, iş arayışı, evlilik, çocuk ve emeklilik. Bu sıralamayı takip etmesini umuyor ve diliyoruz. Eğer bu sıralamaya aykırı bir şeyler yaşarsak kendimizi rahatsız hissediyoruz. Ve zamanı hissedemiyoruz. Zamanı hissetmek, bir durmak ve bir sormaktır: Şu an bu yaptıklarım benim için ne kadar önemli? Ben mutlu muyum?

Tetsuya Ishid

İş hayatında işini sevmeyen, mutsuz olan ama bu çarkın dışına çıkmayı bile hayal etmeyen birçok insan tanıdım. Kısacası mutsuzlardı. İstemedikleri bir iş hayatları vardı ama değiştirmeyi hem göze alamıyor hem de bir adım atma cesaretini gösteremiyorlardı. Bunun için eminim birçok haklı nedenleri var.

Broughton’ın “Harvard Business School’da Size Ne Öğretirler?” kitabını okurken, kendine “Gerçekten bunu istiyor muyum?” diye sormayanların sadece bizim çalışma ortamımızda olmadığını gördüm. HBS’ye gelenler de belli bir “deseni, kalıbı, ezberi” takip ediyorlardı.

Broughton ve sınıf arkadaşı Justin arasında aşağıda geçen diyalog bize çok şey anlatıyor:

-Gerçekten finansta kariyer yapmak istiyor musun?

-Pek değil.

-O zaman neden yapıyorsun?

-Çünkü faydalı olabilir. Bu lanet HBS’de diğer herkes iki yılını bankacılık ya da danışmanlık alanında bir şeyler yapmış ve eğer ben de yapmazsam şirketler ciddiye almayacaklarmış gibi geliyor.

-Peki devam et öyleyse. Canavarın göbeğine tırman.

-Bunu söylemekle yetinme. Sen de tırman o göbeğe.

-Bazen istiyorum. İşime yarayacağını düşünüyorum. Ama sonra neler gerektirdiğini duyuyorum ve yapamayacağımı biliyorum. Herkes “önce aile”, “büyürken çocuklarınızın yanında olun” derken hiç durmadan çalışacağını bildiğin bir işe girmenin ne manası var? Kariyerim için böyle bir işe girmek isterim ve ilginç olabileceğini de düşünüyorum ama bu taleplerden nefret edeceğimden eminim.

Philip Delves Broughton, Harvard Business School’da Size Ne Öğretirler?, Optimist Yayınları

Kitabın birçok yerinde buna benzer konuşmalar geçiyor. Para ve statünün yaptığı bağımlılık eleştiriliyor, kariyerini çok iyi bir noktada değiştiren çok başarılı insanların ikilemleri yer alıyor. Çünkü insanlar zamanla daha iyi keşfediyorlar. Her şey bekledikleri gibi değilmiş. En değerli olan sınırlı zaman yani ömürmüş!

Şimdi biz kendimize soralım? İş’te mutlu muyum? Mutlulukla alakalı, kanıtsız olmasına rağmen bir sürü ön kabule saplanmış kalmışızdır. Mesela;

  • Kaçan kovalanır. Mutluluk peşinde koşan mutluluğu kaybeder.
  • Erkekler, kadınlardan hep daha mutludur. Biz en baştan kaybettik.
  • Mutlu olacağım ama olamıyorum, çünkü çok para kazanmak insanları mutlu eder.
  • Oh ne güzel, çocuklarınız var, mutluluğunuza mutluluk katıyorlar.
  • Hayatın baharındaki gençler yaşlılardan daha mutlu. Bizden geçti artık!

Örgütsel psikolojinin odak konularından birisi de iş hayatında mutluluk kavramı.

  • İş hayatında mutlu nasıl olunabilir?
  • Neden bazı çalışanlar mutluyken, bazıları mutsuz görünür?
  • Mutluluğu arttırmak için ne yapmalıyız?
  • İş hayatında mutlu olmayı öğrenebilir miyiz?
Tetsuya Ishid

Önce “mutluluktan kast edilen ne?” ona bakalım. Mutluluk, iyi olmak, halinden memnun olmak, huzurlu olmak, tatmin duygusuyla yaşamak, yaşamdam memnun olmak, psikolojik herhangi bir sıkıntı yaşamamak olarak tanımlanıyor. Kısaca, “ÖZNEL İYİLİK HALİ”dir.

Herkesin mutluluğa dair farklı tanımları olsa da, genel kabul akış halinde olmak, keyif almak, haz duymak ve neşeli olmak şeklinde.

Mutluluğumuzu etkileyen 4 alanda kendimize soralım:

  • İşte mutlu muyum?
  • Evde mutlu muyum?
  • Kendimden memnun muyum? (işte veya evde)
  • Başkalarından memnun muyum? (işte veya evde)

İş hayatındaki insanlar olarak, ömrümüzün çoğu işimizde geçiyor. İş hayatımızdan memnun değilsek, hayatımızın birçok alanına da bu mutsuzluk sirayet ediyor. İş hayatında mutluluk, akış halinde olmak, çalışırken keyif almak, haz almak, neşeli olmak…

İş hayatındaki mutluluk, katılımcıların, “iş hayatında kendinizi bir gün, bir hafta veya ay içinde kaç kez mutlu hissettiniz?”, “Ne derece mutlu hissettiniz?”, “Geçmiş iş hayatınız hakkında kendinizi ağırlıklı olarak mutlu mutsuz mu değerlendirirsiniz?” gibi sorulara cevap vermesiyle ölçülüyor. Ya da bazı fiziksel ölçümler: Tükürüğünüzdeki kortizol düzeyinin tespiti gibi.

Mutluluk neden önemli? Mutlu kişilerin, bağışıklık sistemleri de daha güçlü olduğu için daha sağlıklı ve uzun bir hayat sürecekleri bekleniyor. İşlerinde daha başarılı, sosyal ilişkileri daha kuvvetli, daha çekici, kendileriyle barışık ve her türden aksiliklerle daha kolay baş edebiliyorlar. Daha yaratıcılar. Mutsuz kişiler, enerjilerini olumsuzluklara (duygu, düşünce, kişiler) daha çok odaklanarak ve başarısızlığa karşı tetikte bekleyerek boşa harcıyorlar.

Tetsuya Ishid

Genetik mi Çevre mi? Genetik açıdan mutluluğa ve mutsuzluğa daha yatkın olabiliriz. Ya da ilk dönemlerdeki aile ve ev ortamı gibi çevresel etmenler de mutluluğa dair bizi şekillendirebilir. Psikolojideki birçok konu gibi, bu konuda da hem genlerden, hem deneyimden hem de şans faktöründen etkileniyoruz.

Peki ücret düzeyi? Gelir seviyesinin düşüklüğü insanları kesinlikle mutsuz ederken, büyük bir zenginlik maddeciliği arttırabildiği için insanları mutsuz edebiliyor. En mutlu kişiler: En iyi dostlara sahip olanlar. Yani düşük maaş almak mutsuzluğa neden olabilir ama yüksek maaş da mutluluğu garanti etmiyor. İş yerinde dostlarınız varsa, en mutlu çalışanlar arasında olabilirsiniz. Onlara sıkıca sarılmak lazım.

Örgütsel kültür nasıl? Bazı toplumların ve bireylerin diğerlerinden daha mutlu olduğuna dair yapılan çalışmalar, Latin halklarının Pasifik kıyılarından daha mutlu olduğunu söylüyor. Toplumsal olarak mutlu olmanın iki temel ölçütü var:

  1. Refah düzey, gelir adaleti ve demokratik gelişmişlik.
  2. Olumlu duyguları yaşamaya odaklanan ve olumsuzlardan kaçınmayı sağlayan toplumsal gelenek ve görenekler.

Çalıştığınız kurumun kültürü sizi, olumlu duyguları yaşamaya teşvik ediyor mu? Yoksa, örgütsel olarak çalışanlar olumsuz duygulara odaklanmış durumda mı?

“Mutlu olmak istiyorsan, ol.”

Tolstoy

Yapılan çalışmalara dayanarak, mutlu olmayı öğrenmek için bir yol haritası çıkarabiliriz kendimize. Bu listedeki bazı kavramlar klişe gibi gelse de, yepyeni bir gözlükle okumayı en azından deneyebiliriz:

  1. Başarı ve mutluluk aynı şey değildir. Kabul et. Belli bir ezbere göre başarısız olman mutsuz olacağına anlamına gelmiyor.
  2. Kendi hayatının ve programının kontrolünü eline al. Bunun için uğraş. Beklentileri karşılamaya çalışırken hayat gerçekten geçip gidiyor.
  3. Mutlu davranışlar sergile. Gül, iyimser davran, canayakın ol. Taklit, davranış değişikliğinde önemli bir adım.
  4. Yeteneklerini keşfetmeye ve tutkularını yaşayacak zamanlar yaratmaya çalış. Kendin için yaşamaya, gerçekten istediğin şeyleri yapmaya zaman ayır kısaca.
  5. Düzenli uyu, düzenli egzersiz yap ve sağlıklı beslen. Sağlıklı kalabilmek ve hormonal denge için bunlar çok önemli.
  6. İlişkilerine zaman ayır ve özen göster. 100 yaş üzerine çıkanlarda ortak bir bulgu: İyi dostlara sahip olmak.
  7. Başkalarını onayla, onlara destek ol, yaşadığına şükret. Kapsayıcı olmak bir bakıma.
  8. Kendine her zaman bir amaç bul. Amaçsız insan ölüdür, sadece gömülmemiştir.
  9. Umudunu asla kaybetme. Benden geçti ama. 50 yaşında bile olsan, düşün ki 90 yaşına kadar yaşayacaksın. Daha 40 yıl var önünde!

Pozitif psikologlar, mutlu olmak için “güçlü yanlara odaklan ve iyi yaşama ulaş!” diyorlar. Temel aldıkları güçlü yanlar:

  1. Bilgelik ve bilgi: yaratıcılık, merak, açık fikirli olmak, öğrenme sevgisi, bakış açısı
  2. Cesaret: yüreklilik, sebat, dürüstlük, dirilik
  3. İnsanlık: Sevgi, nezaket, sosyal zeka
  4. Adalet: Vatandaşlık, adillik, liderlik
  5. Ilımlılık: Bağışlayıcılık ve merhamet, edep ve tevazu, kendine hakim olmak
  6. Aşkınlık: Güzellik ve mükemmelliği takdir, kadir bilme, umut, mizah duygusu ve ruhanilik gibi özellikler.

Hayat amacımız mutluluksa eğer, işimizin de yaşam tutkumuzu arttırması ve sosyal ilişkilerimizde bizi zenginleştirmesi gerekiyor.

Ama bunun için önce bir sormamız lazım:

  • Bir şeyler ters gidiyor sanki, neden?
  • İş’te mutlu muyum?
  • Gerçekten ne yapmak istiyorum?
Tags: